Blog Arşivi
- Nisan 2018 (2)
- Ocak 2018 (1)
- Aralık 2017 (2)
- Kasım 2017 (8)
- Temmuz 2017 (10)
- Haziran 2017 (2)
Etiketler
- . Mayo'dan çıkan en son Moda
- 2013 - GÜZ ARA - 1. OTURUM laborant ve veteriner sağlık sınav soru ve cevapları
- Aranan
- AYRILIK
- Bekeret
- Bilgisayara Sorun Söylesin
- Bireyler
- Büyü
- Cinlıler
- eleman ilanı
- en ıyı
- esaret
- felse
- Gelen
- Gençleşi
- gezegenler
- Göz Degmesi
- güneş sistemi
- Güzel
- Hit Olur mu?
- HÜCRE KIMYASI
- İbn Bâcce
- inovasyon
- işletmeler
- Kadın ruhu
- Karar
- Kendi Mobil Uygulamanızı İnternette Kendiniz Hazırlayın
- kesifler
- Kokuyla
- laborant ve veteriner sağlık sınav soru ve cevapları
- Liderler
- Mayo
- Mutluluk
- Nasıl
- Nazar
- plaj giyim Ve aksesuarlar
- Pozitif Psikoloji: Psikolojinin Yeni Doğmuş Bebeği
- savaş
- Sinir
- surıye
- TEMEL BILGI TEKNOLOJILERI-I
- TEMEL VETERINER ANATOMI
- TEMEL VETERINER FIZYOLOJI
- Termodinamik yasaları
- Tramvay İkilemi
- Vajinal Orgazm Efsanesi
- Var Olabilen Şeyler ve Var Olması Gereken Şeyler
- Veriyoruz?
- Yaptığınız Şarkı
- Yaratıcı
- Yaşlı
26 Kasım 2017 Pazar
İbn Bâcce
a. Durumsal Ağırlık
İbn Bâcce’nin dikkat çeken birçok bilimsel
çalışması vardır. Bunlardan biri,
bir cismin ağırlığının eğik bir düzlem
üzerine yaptığı basıncın bulunmasıyla
ilgilidir. Bu konudaki araştırmaları
sonucunda bir cismin eğik düzlem üzerine
yaptığı basıncın, cismin eğik düzlemle
yaptığı açıyla orantılı olduğunu, yani
bu açıya göre değişeceğini söylemiştir.
Bu anlatım Batı’da 13. yüzyılda yaşamış
önemli bilim insanlarından biri olan
Jordanus Nemorarius tarafından Gravitas
Secundum Situm (Durumsal Ağırlık)
şeklinde Latinceye çevrilmiştir. Modern
fiziğin de inceleme alanı içerisinde yer
alan ve görünen ağırlık denilen bu ifade
İbn Bâcce’nin bilimsel etkisini göstermesi
bakımından önemlidir.
b. Hareket Fiziği
İbn Bacce’nin asıl devrimci başarısı
Aristoteles fiziğinin yetersizliğini göstermeye
yönelik çalışmalarıdır. Aristoteles
fiziğinin birçok problemli yönü olmakla
birlikte, İbn Bâcce özellikle ikisi üzerinde
yoğunlaşmaktadır. Bunlardan biri
zorunlu hareketin devamlılığının nasıl
sağlandığı, ikincisi ise boşlukta hareketin
mümkün olup olamayacağıyla ilgilidir.
Aristoteles zorunlu hareket için
bir ilk hareket ettirici gerektiğini vurgularken,
durağan bir cismin harekete geçirildikten
ve hareket ettiren ile fiziksel bağını
kaybettikten sonra hareketini nasıl
sürdürebildiği noktasında tereddütte kalmıştı.
Bir taşın fırlatıldıktan sonra hareketini
sürdürmesini sağlayan neydi? Bu
noktadaki tereddüdünü gidermek için
Aristoteles, taşın hareketinin devamlılığını
havanın yani ortamın sağladığını
düşündü. Böylece hareket ettirici yalnızca
taşı harekete geçirmekle kalmıyor, aynı
zamanda, havayı da harekete geçirmiş
oluyordu. Hava yani ortam nesneyi hareket
ettirdikçe, havanın hareket ettirici
gücü giderek azalacak ve sonunda tükenecek
ve nesne duracaktı. Bu açıklamasıyla
Aristoteles farkından olmadan ortamı
hem hareket ettirici bir güç, hem de
bu gücü tüketen bir direnç olarak kabul
etmiş oluyordu. Aristoteles’i böyle bir çelişkiye
düşmeye iten ise her hareketin bir
ortamda gerçekleştiğini ve boşlukta hareketin
olanaksız olduğunu düşünmesiydi.
Ona göre direnç olmazsa hareket sonlu
olmaz tersine ansal olurdu ki, bu da
saçmaydı. Ortamın yoğunluğu arttıkça
harekete karşı direncin artacağı, yoğunluk
azaldıkça da direncin azalacağı açıktı.
Ortamın yoğunluğundaki belirsiz bir
azalma, hızda da bununla orantılı ve belirsiz
bir artışa yol açacağından, Aristoteles
bir ortamın yerinde bir boşluk bırakarak
tamamen ortadan kalkması halinde,
hareketin ansal olacağı sonucuna vardı.
Buradan da evrenin Ay-altı bölgesindeki
her yerin dört öğeyle, Ay-üstü bölgenin
ise eterle dolu olduğu sonucunu çıkardı.
Aristoteles’in fiziğinin temelini oluşturan
bu sınırlı hareket konusunu inceleyen
İbn Bâcce, ortama verilen rol ve işleve
karşı çıkarak önemli bir tartışma başlattı
ve hareket olması için direnç gösteren
bir ortam gerekmediğini, üstelik böyle
bir ortamın tek işlevinin hareketi ağırlaştırmak
olduğunu ileri sürdü. Ona göre
gözlemlediğimiz hareket, engellenmediği
varsayılan hareketten, ortama bağlı
gecikme çıkarıldıktan sonra geriye kalan
harekettir.
İbn Bâcce’nin Aristoteles’in hareket
anlayışına yönelik geliştirdiği eleştiriler
“boşlukta hareket olursa, hız sonsuz
olur” iddiasının geçersizliğini göstermekle
kalmadı, aynı zamanda modern
dönem fiziğinin temelinde yer alan savların
oluşmasını da sağladı. Burada İbn
Bâcce’nin konuya ilişkin geliştirdiği görüşlerin
öneminin anlaşılması için kısa
bir tarihsel açıklama yararlı olacaktır.
Aristoteles Fizik adlı kitabında, yoğun
bir ortamda düşen ağır bir cismin
hızıyla, daha az yoğun bir ortamda düşen
aynı cismin hızı arasındaki oranın,
iki ortamın yoğunluklarının oranına eşit
olduğunu belirtmektedir. Diyelim ki A
cismi M1 (su) ortamından t1 zamanında,
daha seyrek M2 (hava) ortamından ise t2
zamanında geçsin. Bu durumda geçecek
zaman, engelleyen ortamların orantısına
bağlıdır. Hava sudan ne kadar daha seyrekse
A’nın M2’den geçişi de M1’den geçişinden
o kadar daha hızlı olacaktır, çünkü
hızlar arasındaki oran hava ile su arasındaki
oranın aynıdır. Dolayısıyla seyreklik
iki katsa cisim de M1’i M2’yi geçtiği
zamandan iki kat fazla zamanda geçecektir.
Bu durumda M1 zamanı M2 zamanının
iki katı olacaktır. Dolayısıyla cisim
daima içinden geçtiği ortam ne kadar
az engelleyici ve ne kadar çok seyrekse
o kadar hızlı hareket edecektir.
Peki, ortam boş ise ne olur? Cevap basit.
Hareketi engelleyecek ortam olmadığına
göre, zaman da geçmiyor demektir.
Başka bir deyişle, boşlukta hareketin
olanaklı olduğunu varsaymak, belirli
bir yoğunluğu olan bir ortamda hareket
eden cismin hareket hızını, boşlukta
hareket eden cismin hızına oranlamak
anlamına geleceğinden (bir sayının
sıfıra oranının olmaması gibi) boşun
da doluya oranı olamaz. Dolayısıyla da
Aristoteles’e göre boşlukta hareket olanaksızdır,
çünkü boşlukta hareketin hızı
sonsuz olur. Demek ki Aristoteles aynı
zamanda hızın kuvvetle doğru orantılı
olduğunu kabul etmektedir. Buradan
Aristoteles’in hareket formülünü çıkarmak
olanaklıdır: Hız (V) = Kuvvet (F)
/ Direnç (D). Burada direnç sıfır kabul
edildiğinde, V=∞ kalmaktadır.
Bu konular üzerinde çalışmalarını
sürdüren İbn Bâcce, etkisi Galileo’nun
De Motu kitabında ortaya koyduğu görüşlere
kadar uzanan, bir dizi kuramsal
tartışma gerçekleştirir ve kanıtlar ortaya
koyar. Bir cismin sudaki hareketinin
hızının havadaki hareketinin hızına
oranının, suyun yoğunluğunun havanın
yoğunluğuna oranı kadar olduğunu
söyleyen İbn Bâcce, Aristoteles’in za-
Başlangıç Noktası
Su Yağ
Farklı ortamlarda düşme
Bilim ve Teknik Nisan 2012
>>>
73
İbn Bâcce
manın geçmesinin ancak cismin hareketi
bir ortamda gerçekleşiyorsa söz konusu
olacağı varsayımını doğru kabul etmez
ve karşı çıkar. Çünkü eğer bu varsayım
doğru olsaydı, belirli bir yoğunluğu
olan bir ortamda gerçekleşmeyen hiçbir
hareket zaman gerektirmezdi. Durumun
böyle olmadığı gök cisimlerinin hareketinden
gözlenebilir. Çünkü gök cisimleri
dirençsiz ortamda hareket etmelerine
karşın hareketleri ansal yani sonsuz değildir.
Dolayısıyla suyun yoğunluğunun
havanın yoğunluğuna oranı, cisim suda
hareket ederken oluşan engellemenin cisim
havada hareket ederken oluşan engellemeye
oranı kardadır.
Gök cisimlerinin boşlukta hareket etmesine
karşın hızlarının sonsuz olmaması
savı hayli önemli bir kavrayışı dile
getirmekle birlikte, İbn Bâcce bu noktada
durmayarak şunları söyler: Doluluk
ve içinde hareket eden cisim arasındaki
direnç, boşluğun içinde hareket eden
cisme etkisi arasındaki direnç gibi olmayabilir.”
Aristoteles de böyle olmadığını
düşünüyordu. Çünkü suyun yoğunluğunun
havanın yoğunluğuna oranı, taşın
sudaki hareketinin hızının havadaki
hareketinin hızına oranı gibi değildir;
fakat suyun engelleme gücünün havanın
engelleme gücüne oranı, cismin hareket
ettiği ortamın hızda neden olduğu
azalmaya oranı gibidir. Başka bir deyişle
cismin sudaki hareketinde meydana gelen
hız azalmasının, cismin havada hareket
ettiğinde oluşan hız azalmasına oranı
kadardır.
“Bazı insanların inandığı şeyler doğru
olsaydı, o zaman doğal hareket zorunlu
hareket olurdu; bu nedenle, direnç
olmasaydı herhangi bir hareket nasıl
oluşabilirdi? Elbette zorunlu olarak ansal
olacaktı. O halde dairesel hareketle ilgili
ne söylenecektir? Orada direnç yoktur;
çünkü ortama bağlı bir farklılaşma
yoktur; dolanım yeri daima aynıdır; bu
yüzden bir yerden ayrılıp başka bir yere
geçme söz konusu değildir; dolayısıyla
döngüsel hareketin de anlık olması gerekir.
Oysa biz sabit yıldızlarda olağanüstü
yavaşlık, günlük dolanım durumunda
ise en yüksek hızı gözlemliyoruz.”
İbn Bâcce’nin bu sözleri dikkate alındığında
Aristoteles’in bütün kurgusunun
çöktüğü açıkça anlaşılmaktadır. Çünkü
eğer bir ortamın yoğunluğunun diğerinin
yoğunluğuna oranı, ortamlardan birindeki
hareketin hız azalmasının diğerinde
oluşan hız azalmasına oranı gibiyse
ve hareketin kendisiyle orantılı değilse,
o zaman boşlukta oluşan hareketin
ansal olması da söz konusu olmayacaktır.
Çünkü bu durumda hareketten sadece
ortamın neden olduğu hız
azalması çıkarılacak ve geriye
doğal hareket kalacaktır.
Aristoteles’in Fizik
kitabı üzerine İbn
Bâcce’nin yazdığı bu
yorumlar yakından
incelenmeye değer.
Çünkü İbn Bâcce açıkça
bir cismin belirli bir ortamdaki
doğal hareket hızının,
ortamın yoğunluğundan
dolayı uğradığı göreli hız azalmasının,
ağır bir cismin boşlukta
düşerken kazandığı asıl,
doğal hızından çıkarılmasıyla
belirleneceğini söylemektedir. Böylece
Aristoteles’in düşündüğü gibi, ortam doğal
hareket için belirleyici olmaktan çıkmıştır.
Çünkü hız, cisim ile ortam arasındaki
yoğunluğun oranı ile değil farkı ile
belirlenmektedir. İbn Bâcce’ye göre, tıpkı
Galileo’nun Pisa deneylerinde dile getirdiği
gibi V=F-D’dir. Dolayısıyla da D=0
olduğunda V=F olur.
c. Kütle Çekimi
İbn Bâcce’nin hareket kuramı, Galileo’nun
Pisa döneminde geliştirdiği
yaklaşımla aynı temel varsayımları içermesi
bakımından dikkat çekicidir. Ancak
İbn Bâcce’nin tek başarısının bu olmadığı
da anlaşılmıştır. İbn Bâcce kütleçekimi
konusunda da çalışmış ve kütleçekiminin
ağır cisimlerin içinde yer
alan içsel bir hareket gücü olduğunu ileri
sürmüştür. Bu hareket gücünün doğru
ve temel ölçüsünü, cisimlerin yalın geometrik
boşlukta, başka bir deyişle ideal
ortamda, Dünya’nın merkezine doğru
hareket ederken kazandığı hız olarak tasarlamış,
cisimlerin farklı yoğunluklu ortamlardaki
doğal veya esas hızlarını yoğunluk
derecelerine ilişkin orantı olarak
ele almıştır. Belki modern anlamda İbn
Bâcce, kütleçekimi gücünü farklı cisimlerin
kütleleri arasındaki bir bağ olarak
belirlememiştir, fakat ruhun bedeni canlandırması
gibi, hareketi oluşturan mutlak
kalıcı güç olarak düşünmüştür.
İbn Bâcce’nin gravitasyonu yani cisimlerin
birbirlerini çekme etkisini
-akılların üzerine gezegenlerin
çakılı olduğu
felekleri döndürmesine
benzeterek- cisimlerin
içinde yer alan
ve hareket ettiren bir
iç form olarak kavramlaştırması,
ilk anda
yeterince aydınlatıcı
gelmese de, Kepler’in dinamik
alanında gezegenleri
Güneş’in etrafında dolanmaya
mecbur eden ve Güneş’ten
çıktığını düşündüğü hareket
ettirici güç (anima motrix)
düşüncesinin ta kendisi olması
bakımından dikkat çekicidir. Çünkü
bu, İbn Bâcce’nin gökyüzünden indirip
dünyevi cisimlere kadar uzattığı, kalıcı
hareket gücü veya hareket veren etkin
düşünce anlayışıdır. Böylelikle gök
ve Dünya arasındaki engelleri kaldırarak,
Aristoteles kozmolojisinden çok farklı
yalın bir evrensel dinamik tasarlamıştır.
Kaynaklar
Aristoteles, Fizik, Çeviren: S. Babür,
Yapı Kredi Yayınları, 1997.
Aydınlı, Y., “İbn Bâcce”, İslam Ansiklopedisi,
Cilt 19, TDV, 1999.
Clagett, M., The Science of Mechanics in the Middle Ages,
Oxford University Press, 1961.
Cohen, I. B., The Birth of a New Physics,
Penguin Books, 1972.
Cushing, J. T., Fizikte Felsefi Kavramlar I,
Çeviren: B. Ö. Sarıoğlu, Sabancı Üniversitesi,
2003.
Grant, E., Orta Çağda Fizik Bilimleri, Çeviren: A. Göker,
V Yayınları, 1986.
Moody, E. A., “Galileo and Avempace, the Dynamics of
the Leaning Tower Experiment I”,
Journal of the History of Ideas, Cilt 12, Sayı 2, 1951.
Yaltkaya, M. Ş., “İbn Bâcce”, Felsefe Arkivi, Cilt 1,
Pozitif Psikoloji
Psikoloji biliminin duyguları, davranışlarıve düşünceleri inceleyen sistemli
bir disiplin olduğunu söylemeye gerek
yoktur. Her ne kadar fizik, kimya, biyoloji
gibi doğal bilimlerle karşılaştırıldığında yeni
sayılsa da gelişmiş toplumlarda her geçen
gün daha çok önem kazanan bir alan
olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Psikolojinin
algı, düşünce, hafıza, davranış, duygu
ve iletişimi kapsayan yelpazesi oldukça
geniştir. Temelde psikolojinin iki amacı
vardır. İnsan duygularını, düşüncelerini ve
davranışlarını açıklamak ve şu anki davranışlara
bakarak gelecekteki duygu, düşünce
ve davranışları tahmin etmek. Örneğin
daha önce intihar girişiminde bulunmuş
kişinin hangi koşullar altında bu davranışı
gösterdiğine bakarak, ilerde karşılaşacağı
koşullarda nasıl davranacağını tahmin etmek.
Uygulamalı psikoloji çalışan psikologların
bir üçüncü amacı daha vardır, o da
eldeki bilgilerle toplumu iyileştirmek. Pozitif
psikoloji, bu üç amacı gerçekleştirir.
Pozitif Psikoloji Nedir?
Pozitif psikoloji insan doğasında yanlış
olan noktaları düzeltmekten ziyade
olumlu olan özellikleri vurgulamayı
ve kişinin hem topluma fayda sağlamasını
hem de doyumlu bir hayat sürmesini
amaçlar. Bu alan psikolojinin her hangi
bir alanına rakip olmayı ya da eleştiri
getirmeyi hedeflemediği gibi, var olan
sisteme katkıda bulunmaya çalışır. Bireyin
güçlü yanları, yetenekleri, kişiliği ve
olumlu özellikleri üzerine eğildiğimiz zaman
çok daha verimli ve mutlu olmasına
katkıda bulunuruz. Kişi de dünyaya o
konuda en çok fayda sağlayabilecek şahıs
olduğunu düşünerek kendini önemli ve
mutlu hisseder. Bu etki sadece çok yetenekli
ve yaratıcı kişiler için geçerli değildir.
Herhangi bir insanın olumlu yönlerine
eğildiğimizde de bir deha yaratmamız
mümkündür. Sanatçı kumaşı olan çocuklardan
mühendis, mühendis olabilecek
gençlerden doktor, doktor olacak gençlerden
avukat yapmaya çalışan toplumlar
pozitif psikolojiden faydalanabilirler. Bir
diğer deyişle pozitif psikoloji, insan ziyan
etmektense insanın kıymetini bilmek
üzerine yoğunlaşır.
Son yıllarda artan “ kişisel koçluk” faaliyetleri
pozitif psikolojinin uygulandığı
alanların başındadır. Danışanın güçlü
yanları üzerinde yoğunlaşarak kendisiyle
barışması, güçlü özellikleri sayesinde
hayata karşı daha olumlu yaklaşması
sağlanır. Bugün bir kitapçıya gitseniz raflarda
bulacağınız binlerce kişisel gelişim
kitabı pozitif psikoloji ilkesine göre hazırlanmıştır.
Bu kitaplarının bu denli popüler
olmasında, bireyin olumlu yanlarını
kullanarak hayatının anlamını bulmasına
yardımcı olması yatmaktadır. Güçlü
özelliklerine yoğunlaşan insan artık kendini
değersiz, işe yaramaz değil; özgün ve
becerikli hisseder.
Pozitif psikoloji çalışmaları insanın
yalnızca yetenekli olduğu alandaki becerilerinin
farkında olmasını sağlamakla
yetinmez. Hepimizin insan olmaktan
gelen bir takım ortak becerileri vardır.
Strese karşı belirli düzeyde dayanıklı
olmak, bazı hastalıklarla mücadele edebilmek,
yeni bir ortama uyum sağlamak
ve zaman içerisinde üzüntüyle baş edebilmek
gibi. Hepimizde bu tip yaşam becerileri
var olsa da, herkeste aynı derecede
gelişmiş değildir. Psikoloji bugün geldiği
noktada bu becerilerin diğer sosyal
etmenler sayesinde gelişebileceğini veya
zayıflayabileceğini söyler. Bazen stresle
başa çıkmak için mücadele etmek yeterli
olmayabilir. Dahası, stresli olduğumuz
zamanlarda verdiğimiz tepkileri değiştirmek
için çalışmak bazı kişilerde bu davranışın
yerleşmesine sebep olabilir. Bireyin
zayıf yönünü güçlendirmek için doğrudan
müdahale etmektense, kendisini
değerli ve becerikli hissetmesini sağlamak
stresle başa çıkmasına etkili biçimde
yardımcı olacaktır. Örneğin ölüme yaklaşan
kanser hastaları üzerinde yapılan
bir çalışmada hastaların yetenekleri keşfedilerek
onların üzerine eğilmeleri sağlandığında,
hastalıklarının eskiye kıyasla
daha yavaş ilerlediği görülmüştür. Bu kişiler
kendilerini ölmek üzere ve işe yaramaz
kişiler olarak değil, yetenekli ve faydalı
bireyler olarak hissettikleri için mücadele
güçleri artmıştır.
Bu alan, psikolojinin hep insanların
zayıf yönlerini güçlendirmek, hastalıklarını
iyileştirmek ya da dezavantajlı grupların
refahını artırmak için çalışan bir bilim
olduğunu düşünenlerin tam tersine
çalışmalar da yapıldığını kanıtlayan bir
alandır.
Kaynaklar
Peterson, C., “Reclaiming Children and Youth”,
Positive Psychology, Cilt 8, Sayı 2, s. 3-7, 2009.
Seligman, M. E. P. ve Csikszentmihalyi, M.,
“Positive psychology: An introduction”,
American Psychologist, Cilt 55, Sayı 1, s. 5-14, 2000.
Sheldon, K. M. ve King, L., “Why positive psychology is
necessary” American Psychologist, Cilt 56,
Sayı 3, s. 216-217, 2001.
Spiegel, D., Kraemer, H., Bloom, J., & Gottheil, E. (1989).
Effect of psychosocıal treatment on survıval of patıents wıth
metastatıc breast cancer.
[doi: 10.1016/S0140-6736(89)91551-1].
The Lancet, 334(8668), 888-891.
Kendi Mobil Uygulamanızı İnternette Kendiniz Hazırlayın
Son yıllarda tablet ve akıllı telefonların
yaygınlaşmasıyla bir mobil uygulama furyası
aldı başını gidiyor. Android Market
(yeni adıyla Google Play) 300 bin
uygulamayı geçti. Apple’ın App
Store’u 500 bini devirdi. Yeni yeni
piyasaya girmeye çalışan Windows
Phone Marketplace’in bile
geçtiğimiz ay içinde uygulama
sayısı olarak 70 bini aştığı söyleniyor.
Rakamlar büyük, dilde yuvarlaması da
kolay ama bu rakamlardan cesaret alıp kendi
uygulamanızı geliştirmeye kalkışırsanız o biraz
çetrefilli. Mobil uygulama geliştirme tekniklerini
bileceksiniz, uygulama dükkânlarına
uygulama yollamayı bileceksiniz, prosedürü
bileceksiniz, bu işi kime yaptıracağınızı bileceksiniz,
bileceksiniz de bileceksiniz.
Diğer yandan internet üzerindeki bazı
web siteleri, sundukları araçlar yardımıyla
bu kadar zahmete girmenize gerek kalmadan,
birkaç basit adımda size kendi uygulamalarınızı
hazırlama olanağı tanıyor.
Üstelik bu işi tek satır kod
yazmadan, dakikalar içinde yapabildiklerini
iddia ediyorlar. Genel
olarak süreç basit: Uygulamada
hangi öğelerin olması gerektiğini
belirliyorsunuz, gerekli bilgiyi
giriyorsunuz, gerekirse size sunulan
masaüstü araçlarıyla uygulama üzerinde
ince ayar yaparak istediğiniz hale getiriyorsunuz
ve uygulamayı yayınlıyorsunuz. Bu
süreç genellikle uygulamanın yayınlanması
noktasına kadar ücretsiz işliyor. Eğer sonuçtan
memnun kalırsanız, uygulamayı geliştirmenize
aracılık eden servise belli bir ödeme
yaparak hazırladığınız uygulamanın popüler
uygulama dükkânlarına gönderilmesini
sağlamanız mümkün. Bu işi yapan web siteleri
arasında mobileappwizard.com, tiggzi.
com, mobincube.com, shoutem.com ve
theappbuilder.com benim gözüme ilk takılanlar.
Siz de küçük bir aramayla benzerlerine
ulaşabilirsiniz. İhtiyacınız varsa denemeye
değer, kaybedecek neyiniz olabilir ki?
Kendi Mobil Uygulamanızı İnternette Kendiniz Hazırlayın
İnternet reklamcılığı konusunda en tepedeki
yerini kimselere kaptırmamaya niyetli olan
ve bu işi büyütmek adına kullanıcı profili toplamak
için tarayıcılara zorla çerez yollamaktan bile
çekinmeyen Google, meğer bir süredir başka
ilginçlikler peşindeymiş. The Next Web’in haberine
göre Google’ın yaptığı bir patent başvurusu,
telefon görüşmeleri sırasında arka planda
yer alan gürültülerin gerçek zamanlı analizini
gerçekleştirerek kullanıcıya gösterilecek reklamların
buna göre düzenlenmesini öngörüyor.
Yani bu ne demek? Siz telefonla görüşürken arka
planda yağmur sesi geliyorsa akıllı telefonunuz
size şemsiye reklamı gösterecek. Arka planda
stadyum gürültüsü varsa spor kanalı reklamı.
Dahası, ilgili patent sadece sesi değil, görüntüyü
de kapsıyor. Örneğin karlı bir günde mi fotoğraf
çektirdiniz? Gelsin mont reklamı. Güneşli
bir günde fotoğraf çektirdiyseniz buz gibi bir
meşrubat hakkınız. Arabanızın markası görünüyorsa
aramalarda en yakın servis noktası karşınıza
çıkacak.
Tabii böyle bir patent başvurusunun yapılması
teknolojinin mutlaka gerçeğe dönüşeceği
anlamına gelmiyor. Ancak Google’ın ücretsiz
e-posta, arama motoru kullanımı üzerinden
kullanıcı profillemesi, fotoğraflar için Picasa, videolar
için YouTube derken sizin hakkınızda
annenizin bile bilmediği kadar çok şey bildiğini
düşünürseniz, bunu da yapmamaları için bir
sebep yok. Detayları tnw.co/googlebgnd adresinde
bulabilirsiniz.
Gürültü Deyip Geçtikleriniz Google’ın Ekmeğine Yağ Sürecek
Google’ın patent başvurusu, yaptığınız telefon görüşmeleri ve çektiğiniz fotoğraflardan topladığı bilgilerle size özel reklam göstermeyi hedefliyor.
Akıllı telefonların ve tabletlerin hızla yaygınlaştığı günümüzde,
birçok web sitesi birkaç basit adımda kendi mobil uygulamanızı
hazırlama vaadi sunuyor.
yaygınlaşmasıyla bir mobil uygulama furyası
aldı başını gidiyor. Android Market
(yeni adıyla Google Play) 300 bin
uygulamayı geçti. Apple’ın App
Store’u 500 bini devirdi. Yeni yeni
piyasaya girmeye çalışan Windows
Phone Marketplace’in bile
geçtiğimiz ay içinde uygulama
sayısı olarak 70 bini aştığı söyleniyor.
Rakamlar büyük, dilde yuvarlaması da
kolay ama bu rakamlardan cesaret alıp kendi
uygulamanızı geliştirmeye kalkışırsanız o biraz
çetrefilli. Mobil uygulama geliştirme tekniklerini
bileceksiniz, uygulama dükkânlarına
uygulama yollamayı bileceksiniz, prosedürü
bileceksiniz, bu işi kime yaptıracağınızı bileceksiniz,
bileceksiniz de bileceksiniz.
Diğer yandan internet üzerindeki bazı
web siteleri, sundukları araçlar yardımıyla
bu kadar zahmete girmenize gerek kalmadan,
birkaç basit adımda size kendi uygulamalarınızı
hazırlama olanağı tanıyor.
Üstelik bu işi tek satır kod
yazmadan, dakikalar içinde yapabildiklerini
iddia ediyorlar. Genel
olarak süreç basit: Uygulamada
hangi öğelerin olması gerektiğini
belirliyorsunuz, gerekli bilgiyi
giriyorsunuz, gerekirse size sunulan
masaüstü araçlarıyla uygulama üzerinde
ince ayar yaparak istediğiniz hale getiriyorsunuz
ve uygulamayı yayınlıyorsunuz. Bu
süreç genellikle uygulamanın yayınlanması
noktasına kadar ücretsiz işliyor. Eğer sonuçtan
memnun kalırsanız, uygulamayı geliştirmenize
aracılık eden servise belli bir ödeme
yaparak hazırladığınız uygulamanın popüler
uygulama dükkânlarına gönderilmesini
sağlamanız mümkün. Bu işi yapan web siteleri
arasında mobileappwizard.com, tiggzi.
com, mobincube.com, shoutem.com ve
theappbuilder.com benim gözüme ilk takılanlar.
Siz de küçük bir aramayla benzerlerine
ulaşabilirsiniz. İhtiyacınız varsa denemeye
değer, kaybedecek neyiniz olabilir ki?
Kendi Mobil Uygulamanızı İnternette Kendiniz Hazırlayın
İnternet reklamcılığı konusunda en tepedeki
yerini kimselere kaptırmamaya niyetli olan
ve bu işi büyütmek adına kullanıcı profili toplamak
için tarayıcılara zorla çerez yollamaktan bile
çekinmeyen Google, meğer bir süredir başka
ilginçlikler peşindeymiş. The Next Web’in haberine
göre Google’ın yaptığı bir patent başvurusu,
telefon görüşmeleri sırasında arka planda
yer alan gürültülerin gerçek zamanlı analizini
gerçekleştirerek kullanıcıya gösterilecek reklamların
buna göre düzenlenmesini öngörüyor.
Yani bu ne demek? Siz telefonla görüşürken arka
planda yağmur sesi geliyorsa akıllı telefonunuz
size şemsiye reklamı gösterecek. Arka planda
stadyum gürültüsü varsa spor kanalı reklamı.
Dahası, ilgili patent sadece sesi değil, görüntüyü
de kapsıyor. Örneğin karlı bir günde mi fotoğraf
çektirdiniz? Gelsin mont reklamı. Güneşli
bir günde fotoğraf çektirdiyseniz buz gibi bir
meşrubat hakkınız. Arabanızın markası görünüyorsa
aramalarda en yakın servis noktası karşınıza
çıkacak.
Tabii böyle bir patent başvurusunun yapılması
teknolojinin mutlaka gerçeğe dönüşeceği
anlamına gelmiyor. Ancak Google’ın ücretsiz
e-posta, arama motoru kullanımı üzerinden
kullanıcı profillemesi, fotoğraflar için Picasa, videolar
için YouTube derken sizin hakkınızda
annenizin bile bilmediği kadar çok şey bildiğini
düşünürseniz, bunu da yapmamaları için bir
sebep yok. Detayları tnw.co/googlebgnd adresinde
bulabilirsiniz.
Gürültü Deyip Geçtikleriniz Google’ın Ekmeğine Yağ Sürecek
Google’ın patent başvurusu, yaptığınız telefon görüşmeleri ve çektiğiniz fotoğraflardan topladığı bilgilerle size özel reklam göstermeyi hedefliyor.
Akıllı telefonların ve tabletlerin hızla yaygınlaştığı günümüzde,
birçok web sitesi birkaç basit adımda kendi mobil uygulamanızı
hazırlama vaadi sunuyor.
21 Kasım 2017 Salı
Kadın ruhu
Kadın ruhu : Bir kadın çocuktur aslında.....Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını....Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.Bir kadın güçlüdür aslında.....Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez. İster ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği birşey varsa mutlaka yapar.Bir kadın sevgidir aslında....İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever; ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. ncak beyninde yer yoksa her an terk edilebilirsiniz. Ssevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri acımak duygusudur.Bir kadın yalnızdır aslında....Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. Odünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.Bir kadın çılgındır aslında....Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Üreticiliğinin sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz üreticiliğini. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyormusunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz...bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!. çünkü ALLAH gözyaşlarını sayar.....!!!!kadın; erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!öyle olsaydı ezilirdi
!!! >üstün olsun diye başından da yaratılmadı...!!AMA GöğSüNDEN YARATILDI...Eşit olsun diye...kolun biraz altında...Korunsun diye...!!! KALP HiZASINDA SEViLSiN DiYE!!
!!! >üstün olsun diye başından da yaratılmadı...!!AMA GöğSüNDEN YARATILDI...Eşit olsun diye...kolun biraz altında...Korunsun diye...!!! KALP HiZASINDA SEViLSiN DiYE!!
16 Kasım 2017 Perşembe
2013 - GÜZ ARA - 1. OTURUM laborant ve veteriner sağlık sınav soru ve cevapları TEMEL BILGI TEKNOLOJILERI-I
1. Excel'in kaydettiği ve çalışma sayfasında
otomatik olarak değiştirebildiği değerler
kümesi olan senaryolar ne için kullanılır?
+A) Durum çözümlemesi için
B) Verileri sıralamak için
C) Filtre uygulamak için
D) Koşullu biçimlendirme için
E) S orgu uygulamak için
2. PDF nedir?
A) Zengin Metin Biçimi
B) Düz Metin Biçimi
C) Zengin Belge Biçimi
D) Belge Resim Biçimi
+E) T aşınabilir Belge Biçimi
3. Aşağıdakilerden hangisi bilgisayarlara veri
girişi için günümüzde kullanılan
yöntemlerden biri değildir?
A) Klavye
B) Fare
C) Dokunmatik ekran
+D) Delikli kart
E) K ablosuz fare
4. Aşağıdakilerden hangisi Moore Kuralı’nın
ifade ettiği gelişmelerin sonuçlarından biri
değildir?
A) Aynı birimdeki işlem
veya hafıza
kapasitesinin maliyeti sürekli
olarak
azalmıştır.
+B) Bilgisayar fiyatları sürekli
artmıştır.
C) Bileşenlerin küçülmesi
hafıza ve mantık
elemanlarının daha yakın
yerleştirilmesini
mümkün kıldığı için
elektriksel yollar
kısalmış ve bu da işlem hızını
arttırmıştır.
D) Küçülen bilgisayarı
farklı ortamlarda ve
bağlamlarda kullanmak mümkün
hale
gelmiştir.
E) E nerji ve soğutma
ihtiyaçları azalmıştır.
5. Müşteri ilişkileri yönetimi sistemleri (CRM)
hangi amaçla kullanılmaktadır?
A) Muhasebe
B) Üretim ile ilgili
kaynakların planlanması
C) Veri madenciliği
D) İnsan kaynakları
+E) İ ş ilişkisi içinde
bulunulan mevcut ve
müstakbel müşteriler ile
ilgili bilgileri
düzenleme ve eşleme
6. Ofis programlarında, hazır biçimlendirme
özellikleri taşıyan ve özgeçmiş, rapor vb.
belgelerin hızlıca oluşturulmasına yardımcı
olan dosyalara ne ad verilir?
A) Yerleşik dosya
B) Hazır belge
C) Tema
D) Stil
+E) Ş ablon
7. PivotChart raporlarının işlevi nedir?
A) Verilere belirlenen ölçüte
göre farklı bir
biçimlendirme yapılmasını
sağlar.
B) Verilere filtre uygular.
+C) PivotTable raporundaki
verilerin grafik
gösterimini sağlar.
D) Grafik oluşturur.
E) K oşullu biçimlendirme
yapar.
8. IAS bilgisayarında Ana Hafıza Birimi
aşağıdaki işlevlerden hangisini yerine
getirir?
A) Hafızadaki komutları
yorumlamak
B) Veri-program işlemlerinin
giriş-çıkışını
sağlamak
C) Sayısal veri üzerinde işlem
yapmak
+D) Veri ve program
komutlarını saklamak
E) V erileri ekrana yansıtmak
9. Metne efekt eklemek için hangi sekme ve
komut grubu kullanılır?
A) Giriş, Yazı Tipi
B) Giriş, Stiller
C) Giriş, Düzenleme
D) Ekle, Stiller
E) S ayfa Düzeni, Temalar
10. Aşağıdakilerden hangisi Windows işletim
sistemi için söylenebilir?
+A) Kullanıcılar işletim
sistemi kaynak kodunu
görebilir ve değiştirebilir.
B) Grafik arayüzüne
sahiptir.
C) Türkiye’de geliştirilmiştir.
D) Kullanabilmek için
kullanıcının tüm işletim
sistemi komutlarını bilmesi
gerekir.
E) A pple firması tarafından
geliştirilmiştir.
11. Aşağıdakilerden hangisi genel olarak ofis
yazılımları ile yapılmaz?
A) Video düzenleme
+B) Yazı yazma
C) Belge oluşturma
D) Hesap tablosu oluşturma
E) S unu hazırlama
12
MS Excel’de yukarıdaki şekilde okla
gösterilen ögelerin (Sayfa1, Sayfa2 ...) adı
nedir?
+A) Çalışma sayfası
B) Çalışma kitabı
C) Sayfa sekmeleri
D) Komut düğmesi
E) M enü şeridi
13. Windows işletim sisteminde donanım,
işletim sistemi ve yazılımlarla ilgili temel
ayarlamalar nerede yapılır?
A) Bildirim alanında
B) Denetim masasında
+C) Görev çubuğunda
D) Windows gezgininde
E) M asaüstünde
14. Aşağıdakilerden hangisi Windows ile Mac
OS pencereleri arasındaki farklardan
biridir?
A) İşletim sistemi
gezgininde arama kutusu ile
arama yapma
+B) Pencere kapatma seçeneklerinin
konumu
C) Kenar çubuğu ile klasörler
arası gezinme
D) Klasör görünüm seçenekleri
E) B ilgi alanı
15. Mobil işletim sistemlerinde masaüstüne ne
ad verilir?
A) Masaüstü
B) Bağlam menüsü
C) Başlat menüsü
+D) Bekleme ekranı
E) G örev çubuğu
16. Hesap Tablosu yazılımları ile aşağıdaki
işlemlerden hangisi yapılır?
A) Yazı yazma
B) Belge oluşturma
+C) Hesap tablosu oluşturma
D) Video düzenleme
E) S unu hazırlama
17. Eşanlamlı sözcük araması ile ilgili komut
hangi sekmededir?
A) Sayfa Düzeni
B) Başvurular
C) Ekle
D) Gözden Geçir
+E) G iriş
18. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) bilişim
sistemleri hangi alanlarda kullanılır?
A) Kurumlara insan kaynağı
alımında
B) Stratejik planların yapılmasında
C) Müşteri ilişkilerinde
+D) İşletmelerde mal ve
hizmet üretiminde
gerekli kaynakların
planlamasında
E) P azarlama planlarında
19. Çalışma sayfasına, sütun, çizgi, pasta,
çubuk, alan, dağıtım vb. grafik türlerini
eklemek için sırasıyla hangi sekme ve
komut grubu kullanılır?
A) Giriş à Grafikler
B) Grafik à Ekle
+C) Ekle à Grafikler
D) Görünüm à Grafik
E) V eri à Grafikler
20. Aşağıdaki ifadelerden hangisi mobil işletim
sistemleri için söylenemez?
+A) Bilgisayar temelli işletim
sistemlerine göre
daha gelişmiş bir yapıya
sahiptir.
B) Bir çok çeşit mobil işletim
sistemi mevcuttur.
C) Tablet bilgisayarlarda
da kullanılmaktadır.
D) Uygulamaların çokluğu
mobil işletim
sistemleri için önemlidir.
E) A ndroid, bir mobil işletim
sistemidir.
2013 - GÜZ ARA - 1. OTURUM laborant ve veteriner sağlık sınav soru ve cevaplarıHÜCRE KIMYASI
1.
Aşağıdakilerden hangisi bir maddenin net
difüzyonunun bağlı olduğu faktörlerden biri
değildir?
A) Sıcaklık
B) Membrandaki
konsantrasyon gradyenti
C) Membrandaki hidrostatik
basınç gradyenti
+D) Büyüklük
E) M embrandaki elektriksel
potansiyel
2. Aşağıdakilerden hangisi ekstrasellüler
matriks proteini değildir?
A) Elastin
B) Tenasin
+C) Fibrinojen
D) Fibronektin
E) K ollagen
3.
Sadece hayvansal hücrelerde ve basit yapılı
alg ve mantar hücrelerinde bulunan ve hücre
bölünmesinde görevli olan organel
hangisidir?
A) Koful
B) Peroksizom
C) Ribozom
D) Lizozom
+E) S entrozom
4. Hücre çekirdeğinin yapısı ile ilgili aşağıdaki
ifadelerden hangisi yanlıştır?
+A) Çekirdek prokaryot ve ökaryot
hücrelerin
hepsinde mevcuttur.
B) Çekirdek dış membranı
endoplazmik
retikulum membranı olarak
devam eder
C) Çekirdekte kalıtsal
bilgiyi depolayan ve
kodlayan DNA molekülleri
bulunur
D) Çekirdek plazması su, nükleotidler,
RNA,
ATP ve enzimlerden meydana
gelmiştir
E) Ç ekirdek iki ayrı zarla
kaplıdır.
5.
Aşağıdakilerden hangisi glikoprotein sentezi
için proteinlerin posttranslasyonel
modifikasyonlarının gerçekleştiği organeldir?
A) Lizozom
B) Kloroplast
C) Ribozom
+D) Golgi kompleksi
E) P eroksizomlar
6.
Aşağıdakilerden hangisi canlının yapısını
çoğunlukla oluşturan esas elementlerden
birisi değildir?
A) Oksijen
B) Azot
C) Karbon
+D) Kükürt
E) H idrojen
7 Izleyen sayfaya
geçiniz.
7.
Aşağıda verilen doymamış yağ asitlerinden
hangisi iki çift bağ içerir?
A) Oleik asit
B) Araşidonik asit
+C) Linoleik asit
D) Palmitoleik asit
E) L inolenik asit
8.
Amino asidler birbirlerine hangi bağ şekli ile
bağlanırlar?
A) Fosfodiester bağı
+B) Peptit bağı
C) Glikozidik bağ
D) Hidrojen bağı
E) İ yonik bağ
9.
Aşağıdakilerden hangisi amino asitlerin yan
zincirlerinin yapıları esas alınarak yapılan
sınıflandırmalardan biri değildir?
A) Apolar amino asitler
B) Polar yüksüz amino
asitler
+C) Bipolar amino asitler
D) Polar asidik amino
asitler
E) P olar bazik amino
asitler
10.
Aşağıdakilerden hangisi ribozomal
endoplazmik retikulumda sentezlenmez?
A) Lizozomal enzimler
B) Plazma proteinleri
C) Golgi integral membran
proteinleri
+D) Sitolozik proteinler
E) M embran bütünlüğünü
tamamlayan integral
proteinler
11.
Aşağıdakilerden hangisi konjuge proteinler
grubunda yer almaz?
+A) Albuminler
B) Nükleoproteinler
C) Lipoproteinler
D) Fosfoproteinler
E) G likoproteinler
12.
Proteinlerin katlanarak üç boyutlu hale
gelmesi işleminde yer alan refakatçi
proteinlere ne ad verilir?
A) Nöron
+B) Şaperon
C) Hisditin
D) Poliprotein
E) M ultimer protein
13.
Soy gazların asallıklarının elektron
dağılımlarından dolayı olduğu ve diğer
elementlerin atomlarının soy gaz atomlarının
elektron dağılımlarına benzemek amacıyla bir
araya geldiğini aşağıdakilerden hangisi ifade
etmektedir?
A) Pauli ilkesi
B) Hund kuralı
C) Aufbau ilkesi
D) Schrödinger denklemi
+E) L ewis bağ kuramı
14.
Bir su molekülünde iki hidrojen atomu ile bir
oksijen atomu arasındaki bağın adı nedir?
A) Kovalent bağ
+B) van der Waals Bağları
C) Metalik bağ
D) Hidrojen bağı
E) İ yonik bağ
15.
Aufbau ilkesinin tanımı aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Atomdaki herhangi iki
elektronun kuantum
sayısı birden aynı olamaz.
B) Bir yörüngede n, l, ml birbirinin
aynı olabilir.
C) Bir orbitale en fazla
ters spinli iki elektron
girebilir.
D) Bir yörüngedeki elektron
sayısının iki
olacağını göstermektedir.
+E) E lektronlar en düşük
enerji seviyelerinde
bulunurlar.
16.
Aşağıdakilerden hangisi bir kuantum sayısı
değildir?
+A) Atomik kuantum sayısı
(Z)
B) Yan kuantum sayısı (l)
C) Manyetik kuantum sayısı
(ml)
D) Spin kuantum sayısı (s)
E) B aş kuantum sayısı (n)
17. Aşağıdakilerden hangisi Uranyum-Radyum
serisinde olmaktadır?
A) U235, 14 ara ürün
üzerinden Pb207’ye değişir.
B) Th232, 10 ara ürün
üzerinden Pb208’e değişir.
+C) U238, 14 ara ürün
üzerinden Pb206’ya değişir.
D) Np237, 10 ara ürün
üzerinden Bi239’e değişir.
E) U 235, 11 ara ürün
üzerinden Pb207’ye değişir.
18.
Atom numaraları aynı, kütle numaraları farklı
olan atomlara ne ad verilir?
A) İzoton
+B) İzotop
C) Nötron
D) İzobar
E) M olar
19.
Aşağıdakilerden hangisi iyonlaştırıcı bir
radyasyon çeşididir?
+A) Alfa parçacıkları
B) Kızılötesi ışınlar
C) Morötesi ışınlarr
D) Radyo dalgaları
E) M ikrodalgalar
20.
Aşağıdakilerden hangisi kovalent bağın bir
özelliğidir?
A) Ametal-metal atomları
arasında olur.
B) Hidrojen atomları arasında
olur.
C) Metal atomları arasında
olur.
D) Sodyum ve klor atomları
arasında olur.
+E) A metal atomları arasında
olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Bir tramvay yolunun yakınlarındasınız . Derken uzaktan yaklaşan tramvayın sesini duyuyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki tramvay yolunun üzer...
-
Sanırım Bikini her zaman kazanacak, Çünkü insanlar güneşi hissetmek ister Yaz aylarında Miami'de, parlak pembe renklerle,"Alıcıl...
-
Günümüz işletmelerinin ihtiyacı; Değişimde Hızlı olmak. Onun olup olmadığı Küresel pazardır Ve talep ettiği talepler veya M...


